Deniz, gün batımı ve bir şiir; bazen yolculuk dışarıda değil insanın içinde devam eder.
Her yolculuk bavulla yapılmaz. Bazen bir deniz kenarında durursun, ufka bakarsın ve içinden geçenleri anlatacak tek şey bir şiir olur. "Aczimi Hoş Gör" gibi bir sesleniş, insanın kendi eksiklerine ve yorgunluklarına daha sakin bakmasını sağlar.
Şiir seslendirmek, kelimeleri okumaktan biraz daha fazlası. Sesin tonu, duraklamalar, arka plandaki manzara ve o anki ruh hâli metnin anlamını değiştirir. Deniz varsa, şiir biraz daha genişler. Gün batımı varsa, kelimeler biraz daha yavaşlar.
Yolun iç tarafı
Gezi notları bazen gidilen ülkeleri, bazen de insanın kendi içinde açtığı mesafeleri anlatır. Şiir de bu ikinci yolculuğun dili gibi.
Bazen en uzak rota, insanın kendi kalbine doğru attığı birkaç sessiz adımdır.
Bu yüzden bu tür kayıtlar, gezi arşivinin içinde ayrı bir yerde duruyor.